Terapi Notlarına DönTerapi Notu

Öteki ve Ölüm

1 Ocak 20204 dk okuma
Öteki ve Ölüm

Uzm. Dr. Hüseyin Gençer

Schopenhauer'a göre "herkes karşısındakinde kendi yoksun olduğu yanları sever." Bu çarpıcı gözlem, insanın ontolojik tamamlanmamışlığına ve ilişkiler aracılığıyla bütünlük arayışına işaret eder.

Freud'dan Kohut'a uzanan psikanalistler, insanın neden ötekiyle ilişki kurduğunu farklı açılardan incelemiştir. Ortak nokta şudur: Bebek dünyaya geldiğinde benliği, derin bir muhtaçlık ve alıcılık duygusuyla belirlenmiştir. Bebek, aldıklarını dönüştürürken aynı zamanda ağlamasıyla, gülümsemesiyle geri de verir.

İnsan kimliği, ötekinin aynasında oluşur. Psikozda sık gördüğümüz şey budur: Birey ötekiyle gerçek bağ kuramaz, kendi içine kapanır, kendine özgü hayali dünyalar inşa eder.

Ölüm ise bu varoluşun en köklü tehdididir. Kimlik, içselleştirilmiş ilişkiler üzerine kuruludur; ölüm bu yapıyı yıkmakla tehdit eder. Dostoyevski'nin de vurguladığı gibi, insanlar ne yaparlarsa yapsınlar pişman olarak ölürler; bu da ölümün keyfi ve korkutucu görünmesine yol açar.

Peki insanlar neden ölümü bilinçdışında yadsır, sanki o yalnızca "ötekine" olacakmış gibi davranır? Bu sorunun yanıtı, gözün —benliğin varoluşa açılan penceresinin— gerçekte ne aradığını anlamakta yatar.

Bu yazı bilgilendirme amacı taşır. Tanı ve tedavi için bir psikiyatri uzmanına başvurunuz.

Görüşmek ister misiniz?

İletişime Geç